Bağlantılara atla
Nereye Gittiğimizi Bilen Var Mı?

Nereye Gittiğimizi Bilen Var Mı?

Geleceğin iyiden iyiye belirsizleştiği, geçmiş deneyimlerin geçerliliğinin azaldığı ve bilginin bir tüketim malzemesi olduğu bir dönemdeyiz.  İş dünyasında tecrübeli olmak aynı tecrübeye sahip olmayanlara karşın stratejik bir avantajdı. Şimdi ise, başta yapay zekâ (AI) olmak üzere, birçok dijitalleşmiş iş zekâsı araç ve yöntemleri ile donanmış yeni rakiplerle rekabet etmek gerekiyor.  Küreselleşmenin etkisi her sektörde kendisini gösteriyor.  Eskiden beslendiğimiz iş alanları kuruyor veya “çevik” rakiplerce ele geçiriliyor.  Geride kalanlar ya bu değişime ayak uyduracak ya da yarıştan çekilecek gibi görünüyor.

Öncelikle, sürekli gelişimin bir kurum kültürü olarak benimsenmesi artık firmalarımızın en önemli özelliği olduğunu kabul etmek gerekir.  Yetkinlik yönetim sistemlerimizin kurum misyon ve vizyonları ile hizalanmış olması gerekli insan gücünü yetiştirme ve geliştirme için önemlidir.  Tüm paydaşlarla deneyimlerin serbestçe paylaşıldığı ve çalışan bağlılığının en üst seviyede olması kurum kültürünü geliştirmenin başlıca yollarındadır.  İş süreçlerinin değer üretiminin etkinliği için her sene yeni koşullara göre güncellenmesi ve gelişim doğru başarım göstergeleri ile izlenmesi için gerekir.  Strateji ve hedeflerle yönetim tüm unsurların tek amaca, eşgüdüm halinde sürekli gelişerek yürünmesi için önemlidir.

Neden Bildiğimizi Gerçekleştiremiyoruz?

Çünkü alışkanlıklar kolay değişmiyor… Birçok sektördeki firma geçmişte yüksek karlıklarla çalışmaya alışmışken daha azına razı olmakta zorlanıyor.  Dolayısıyla değişen müşteri beğenisini karşılamak için sürekli yeni ürünler çıkarmak “çok pahalı”, günlük işlerde yaşanan kalite ve verimlilik sorunları ile uğraşmak kurum yönetimine ve çalışanlara zor geliyor.  Hele ki yeni teknolojilerinde “vaat” edildiği kadar hızlı sonuca etki yapmaması da gelecekle ilgi ekstra kaygılara neden olmaktadır.

Her kurumun değişim ihtiyacı farklıdır.  Kimi zaten gerekli donanımdadır ve yıllık bir program dahilinde gelişim yönetir.  Kimi ise daha statik bir yapıdadır ve “mucizeler” peşindedir.

Mali piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, girdi maliyetleri ve erişimle ilgili yaşanan olumsuzluklar, bölgesel ve küresel çatışmalar maalesef eski günlerin gelmeyeceğinin en büyük işaretidir.  Gerçekler apaçık önümüzde ve değişim hepimiz için şarttır.

Nereye Gittiğimizi Bilen Var Mı?

Sektör Kazançları Nasıl?

Mevcut durumun doğru analizi ve yaşanan zorluklarla ilgili alternatif çözümlerin acilen devreye alınması gerekir.  2023 yılı ile ilgili sektörel kıyaslamadan da görüleceği üzere enerji sektörü %24,56 artık dünyanın en kârlı sektörü haline gelmiştir.  Teknoloji firmaları %15,5 ile 3. sırada, sağlık sektörü %7,5 ile 4. sırada, otomotiv %5,4 ile 6. sırada ve diğer imalat sektörleri ise %1 altında performans ile ayakta kalmaya çalışmaktadırlar.  Yani, aşırı rekabet sonucunda azalan kar marjları ile imalat artık yüksek miktarlarda yapılırsa anlamlı hale geldiğini düşünebiliriz.  Küçük ve orta ölçekli kurumların ise küçük miktarlarda müşteriye özel ürün ve hizmetlerle ilerlemenin mümkün olduğunu görebiliyoruz.

Veri Analizi, Problem Çözme ve Sürekli Gelişim

Başarı çok çalışmaktan ziyade akıllı çalışmaktan geçer.  Rekabette farkı ancak iç ve dış analizler yaparsak anlar, planlayabilir ve icra edebiliriz.  Çalışanların analiz becerisi onları doğru şekilde motive eder ve gerekli araçlarla donatırsak geliştirebiliriz.

Karar verme mekanizmalarının dijitalleşmesi tüm bu belirsizliğin azalmasına yardımcı olabilir diye düşünebiliriz.  Hangi ülkede kim ne alıyor ne satıyor ne yapıyor ne kazanıyor takip edebilir, gerekli analizlerden sonra etkin stratejik hamleler devreye alabiliriz.  İş süreçlerimizde ne gibi problemler yaşanıyor, nereleri iyileştirmeye gerek var yine doğru araçlarla analiz edebilir, gerekli düzenlemeleri yaparak daha hızlı ve daha etkin sonuçlar alabiliriz.  Teknoloji ve insan karmasını dengeleyerek rekabetçi ve güncel bir kurum kültürü elde edebiliriz.

Nakit akışını düzenleyerek tedarik zincirinizi etkin hale getirebiliriz.  Sürekli akış, yani nakit akışının düzenlenmesi, Yalın Düşüncenin en temel hedeflerinden birisidir.  Stokların arttığı, çok çalışılsa bile müşterinin memnun edilemediği (biriktir-beklet-naklet) kitle üretim mantığı yerine tüm imalat ve hizmet faaliyetlerini yalnızca müşterinin istediği “anda” yapma becerisini kazanmak hem imalatı hem satış hem mali işleri hem de yönetimi memnun edecek bir yaklaşımdır.

Piyasa koşullarında rekabetçi yeni ürünler geliştirebilir, geliştirirken hem yatırım maliyetlerini minimize edebilir hem ürün karlılıklarını arttırabiliriz.  Etkin proje yönetim metodolojileri devreye alarak ürün devreye alma maliyetlerini azaltabilir ve zamanında yüksek kalitede ürünlere sahip olabiliriz.  Her firmada gelişmeye açık yerler vardır.  Gelişim sürekli olmak zorundadır.

Sonuç olarak kurumlarımızda analiz yapma, karar verme, uygulama becerilerimizi hızlandırmalıyız.  Her türlü kaynak israfının geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğini düşünmek gerekiyor.  Mükemmelleşmenin bir vizyon olduğunu, bir süreç neticesinde bu vizyona ulaşılabileceğinizi unutmamak gerekir.  Her dönemde zorluklar vardı, hep olacağını kabullenerek her döneme göre doğru donanımla mücadele etmeyi becerebilsek kurumlarımızın ilelebet ayakta kalacağına inanmak gerektiği hatırlatırız.

Saygılarımızla,

Bu içeriği beğendiniz mi?
Nereye Gittiğimizi Bilen Var Mı?

Yorum Yap

Share via
Copy link
Powered by Social Snap